Duygular Nasıl Dönüşür?

Bilinçaltı, görüntü ve hislerle konuşur.
Bilinçaltı dili olan görüntü ve hisleri değiştirdiğimiz zaman bilinç altında değişiklik meydana gelir.
Duygu Bir Enerjidir ve Akmak İster
Her duygu, vücudumuzda hareket etmek isteyen geçici bir enerji dalgasıdır.
Biz bir histen kaçtığımızda, onu mantıkla bastırmaya çalıştığımızda ya da "Üzülmemeliyim, güçlü durmalıyım" diyerek yok saydığımızda o enerji kaybolmaz.
Bilinçaltının karanlık odalarında sıkışıp kalır.
Bir hissi dönüştürmenin ilk kuralı, onun bedendeki varlığına izin vermektir.
İçsel Dönüşüm çalışmalarında yaptığmız şey hissedilen Duyguya kabul vermektir.
Duygu kabul gördüğü an, direnç kırılır ve dönüşüm başlar.
Meditasyonda sadece durup izlersiniz.
Nefeste duygu dalgasına teslim olursunuz.
EFT’de ise hem duygunun içindesinizdir ("Çok üzgünüm" dersiniz) hem de bedeninize vuruşlar yaparak aktif bir şekilde enerjiyi yönlendirirsiniz.
Bu fiziksel vuruşlar ve kelimelerin tekrarı, "Evet, şu an o eski olumsuz anın içindeyiz, o duyguyu hissediyoruz ama bak aynı zamanda güvendeyiz ve fiziksel olarak bu enerjiyi bedenden tahliye ediyoruz" mesajı verir.
Yani EFT, zihnin o acının içinde "donup kalmasını" engeller; zihni ve enerjiyi aktif olarak hareket ettirerek dönüştürür.
Duyguları bastırmak yerine dinlemeyi ve dönüştürmeyi seçtiğinizde, zihninizin efendisi olursunuz.
Çünkü dönüştürülen her olumsuz duygu, arkasında muazzam bir yaşam enerjisi ve bilgelik bırakır.
İçsel dönüşüm yolculuğunda en sık karıştırılan iki kavram, duyguyu "boşaltmak" ile duyguyu "dönüştürmek"tir.
İster öfke olsun, ister bir hüzün o duyguyu ağlayarak veya sadece bedensel tekniklerle anlık olarak rahatlatmak yolun sadece başlangıcıdır.
Eğer orada durursak, sadece günü kurtarmış oluruz.
Çünkü bizim asıl amacımız duygunun kendisiyle savaşmak ya da onu evrensel bir boşluğa salmak değildir.
Gerçek içsel dönüşüm, o duygunun arkasındaki kök sebeple yüzleşmektir.
Duygu Sadece Bir Postacıdır
İçimizde uyanan her ağır duygu, aslında bilinçaltımızın derinliklerinden gelen bir postacıdır. Elinde bir mektup tutmaktadır.
Kişi sadece duyguyla hareket edip onu dışarı fırlattığında (bağırdığında, kontrolsüzce ağladığında veya o duygunun esiri olduğunda), gelen postacıyı kapıdan kovmuş olur.
Ama mektup hala okunmamıştır. Mektup okunmadığı için, bilinçaltı yarın başka bir olayla, başka bir insanla bize aynı postacıyı, aynı mesajla tekrar gönderecektir. Hayatımızdaki kısır döngülerin sebebi tam olarak budur.
Eğer biz yine eski otomatik tepkimizi verirsek , o döngü dönmeye devam eder.
Ama ne zaman ki o anın içine girip kökteki duyguyla yüzleşirsek, bilinçaltı koruma görevini tamamladığını anlar.
O açık sekme kapanır, anı nötrlenir ve geçmiş, nihayet gerçekten "geçmiş" olur.




Yorumlar